Boşanma sürecinde mal paylaşımına ilişkin en sık yanılgılardan biri, eşlerin bütün malvarlığının otomatik olarak ikiye bölüneceğinin düşünülmesidir. Oysa önce eşler arasında hangi mal rejiminin uygulandığı, malların hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildiği, borçlar ve kişisel mal iddiaları belirlenir. Bundan sonra tasfiyeye ilişkin hesap yapılabilir.
Bu yazı, esas olarak edinilmiş mallara katılma rejiminin boşanma nedeniyle sona ermesini ele almaktadır. Mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı gibi sözleşmeyle seçilen rejimlerde farklı kurallar uygulanabilir.
Hangi mal rejimi uygulanır?
Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesine göre, başka bir rejim geçerli biçimde seçilmemişse eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Bu rejimde her eşin kişisel malları ile edinilmiş malları ayrı değerlendirilir.
1 Ocak 2002’den önce yapılan evliliklerde dönem ayrımı önemlidir. 4722 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca önceki dönemin rejimi ile yeni Kanun dönemindeki rejim birlikte incelenir. Aksine geçerli bir düzenleme yoksa eski dönem bakımından mal ayrılığı, 1 Ocak 2002 sonrasındaki dönem için edinilmiş mallara katılma rejimi gündeme gelir. Geçiş döneminde yapılmış sözleşmelerin etkisi ayrıca araştırılmalıdır.
Dolayısıyla yalnızca evlenme tarihine veya yalnızca boşanma kararına bakmak yeterli olmaz. Malın edinim tarihi ve varsa mal rejimi sözleşmesi de dosyanın başlangıç belgeleri arasındadır.
Edinilmiş mal ile kişisel mal arasındaki ayrım
Kanun’un 219. maddesi, rejimin devamı süresince karşılığı verilerek elde edilen malvarlığı değerlerini edinilmiş mal olarak ele alır. Çalışma karşılığı elde edilen gelirler, sosyal güvenlik ödemeleri, çalışma gücü kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar ve kişisel malların gelirleri bu çerçevede değerlendirilir.
220. maddede ise kişisel kullanıma yarayan eşyalar, rejimin başlangıcında eşe ait olan değerler, miras veya diğer karşılıksız kazanımlarla elde edilen mallar ve manevi tazminat alacakları gibi kişisel mal örnekleri düzenlenir. Kişisel malın yerine geçen değerler de kural olarak kişisel mal niteliğini korur.
Miras kalan bir ev ile o evden elde edilen kira geliri aynı nitelikte değildir. Ev kural olarak kişisel maldır; kira geliri ise aksine geçerli bir mal rejimi düzenlemesi yoksa edinilmiş mal değerlendirmesine girebilir. Paranın nereden geldiği kadar, sonraki işlemlerde nasıl kullanıldığı da önemlidir.
Tapuda kimin adı yazdığı tek başına yeterli mi?
Bir taşınmazın yalnızca bir eş adına kayıtlı olması, diğer eşin tasfiye nedeniyle alacak hakkının bulunmadığını göstermez. Buna karşılık evlilik sırasında alınmış her malın da mutlaka edinilmiş mal olduğu söylenemez; kişisel kaynakla edinim iddiası araştırılabilir.
Kanun’un 222. maddesi uyarınca, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kişi bunu ispatla yükümlüdür. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Kişisel mal savunmasını desteklemek için miras, bağış, satış ve banka hareketlerinin birbiriyle ilişkilendirilebilmesi bu nedenle önem taşır.
Örneğin miras kalan bir taşınmaz satılarak yeni bir konut alındığı ileri sürülüyorsa, iki işlem arasındaki para akışının belgelenmesi gerekir. Kişisel para ile çalışma gelirinin aynı hesapta bulunması, tek başına bütün parayı aynı mal grubuna dönüştürmez; izlenebilirlik ve ispat değerlendirmesi yapılır.
Mal rejimi hangi tarihte sona erer?
Boşanma kararı verilmesi hâlinde mal rejimi, Kanun’un 225. maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer. Bu tarih, boşanma kararının kesinleştiği tarihle aynı değildir.
Boşanma nedeniyle tasfiyeye hükmedilebilmesi için boşanmanın kesinleşmesi gerekir. Bununla birlikte tasfiye talebi boşanma yargılaması devam ederken de ileri sürülebilir; uygulamada dosyanın ayrılması ve boşanma sonucunun beklenmesi gündeme gelir. “Kesinleşmeden hiçbir işlem yapılamaz” şeklinde genel bir ifade bu ayrımı gözden kaçırır.
Fiilen ayrı yaşamaya başlanması da mal rejimini her durumda kendiliğinden sona erdirmez. Ayrılık tarihi, dava tarihi ve kesinleşme tarihi farklı işlevlere sahip olabilir.
Artık değer ve katılma alacağı nasıl hesaplanır?
Katılma alacağında temel kavram artık değerdir. Edinilmiş malların toplamından, kanunda öngörülen ekleme ve denkleştirmeler yapılarak bu mallara ilişkin borçlar çıkarılır. Kalan pozitif değer üzerinden, kural olarak diğer eşin yarı oranındaki katılma alacağı değerlendirilir. Karşılıklı alacaklar da hesaba katılır.
Basitleştirilmiş bir örnekte, tasfiyeye giren edinilmiş bir konutun esas alınan değerinin 6 milyon TL, bu mala ilişkin tasfiyede dikkate alınacak borcun 1 milyon TL olduğunu varsayalım. Kişisel mal katkısı, başka mal, ekleme veya denkleştirme bulunmadığı kabul edilirse artık değer 5 milyon TL olur. Bu varsayımlarla diğer eşin katılma alacağı 2,5 milyon TL olarak düşünülebilir.
Bu örnek, gerçek bir dosyanın hesabı değildir. Kredi ödemelerinin hangi dönem ve kaynaklardan yapıldığı, borcun niteliği, kişisel katkılar ve karşılıklı talepler sonucu değiştirebilir. Bir kredi bakiyesini her olayda aynı biçimde düşmek doğru değildir.
Katılma alacağı ile değer artış payı farklıdır
Katılma alacağı bakımından diğer eşin belirli bir mala doğrudan ödeme yaptığını her durumda ispatlaması gerekmez. Kanuni rejimin koşullarıyla artık değer hesabı esas alınır.
Buna karşılık 227. maddede düzenlenen değer artış payı, eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına uygun bir karşılık almadan yaptığı katkıyla ilgilidir. Katkının kaynağı, oranı ve malın tasfiye sırasındaki değeri araştırılır.
Evlilik öncesi birikimin diğer eş adına alınan eve aktarılması gibi durumlar bu ayrımı önemli hâle getirebilir. Her katkı iddiasının aynı isimle ve aynı hesap yöntemiyle ileri sürülmesi uygun olmayabilir.
Malların değeri hangi tarihe göre belirlenir?
Tasfiyeye girecek malların durumunun belirlenmesi ile bu mallara değer biçilmesi ayrı konulardır. Kanun’un 228. maddesi, mal gruplarını rejimin sona erdiği andaki duruma göre ayırırken; 235. maddesi mevcut edinilmiş malların tasfiye anındaki değerlerinin hesaba katılmasını öngörür.
Bu nedenle yıllar önceki alış bedeli çoğu zaman tek başına hesaplamanın esasını oluşturmaz. Bilirkişi incelemesi, malın niteliği ve tasfiye hesabına uygun değerleme tarihi önemlidir. Elden çıkarılan ve eklenecek değer sayılan mallarda ise özel değerleme kuralları bulunabilir.
Mal devri yapılırsa haklar ortadan kalkar mı?
Kanun’un 229. maddesi; rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar ile rejim süresince katılma alacağını azaltma amacıyla yapılan devirleri belirli koşullarla hesaba katabilir.
Bu sebeple malın dava tarihinden önce devredilmiş olması, her durumda inceleme dışında kalacağı anlamına gelmez. Ancak bütün satışların da otomatik olarak geçersiz sayılması veya tasfiyeye eklenmesi söz konusu değildir. İşlemin tarihi, bedeli, karşılığı ve amacı birlikte değerlendirilir. Gerekiyorsa koruyucu tedbirler de somut talep ve koşullara göre ele alınır.
Anlaşmalı boşanma ve zamanaşımı
Anlaşmalı boşanma protokolündeki malvarlığı ve feragat hükümleri ayrıca incelenmelidir. “Tarafların birbirinden talebi yoktur” gibi genel ifadelerin hangi hakları kapsadığı, metnin bütünü ve tarafların beyanları üzerinden değerlendirilir. Mal rejimi taleplerini açık ve somut biçimde düzenlemek, ilerideki uyuşmazlıkları azaltabilir.
Katılma alacağına ilişkin uygulamada genel on yıllık zamanaşımı ve boşanmanın kesinleşmesi başlangıcı önem taşır. Bununla birlikte talebin türü, yabancı boşanma kararı, tanıma süreci ve zamanaşımını etkileyen olaylar ayrıca değerlendirilmelidir. Boşanmanın diğer mali sonuçlarına ilişkin sürelerle mal rejimi tasfiyesinin süreleri birbirine karıştırılmamalıdır.
Görüşme için hazırlanabilecek belgeler
- Evlilik tarihi, boşanma dava evrakı ve varsa kesinleşme bilgisi.
- Mal rejimi sözleşmesi veya anlaşmalı boşanma protokolü.
- Tapu, araç, şirket payı ve banka kayıtlarına ilişkin mevcut bilgiler.
- Kredi sözleşmeleri, ödeme planları ve ödeme kaynağını gösteren kayıtlar.
- Miras, bağış, kişisel birikim ve mal satışlarını izleyen belgeler.
- Uyuşmazlık konusu mal devirlerinin tarih ve bedellerine ilişkin bilgiler.
Mal paylaşımı, tapuların veya hesap bakiyelerinin doğrudan ikiye bölünmesinden daha ayrıntılı bir incelemedir. Rejim, edinim kaynağı, borçlar, katkılar ve tarihler birlikte değerlendirildiğinde hangi talebin hangi hesapla ileri sürülebileceği daha açık hâle gelir.
Dayanaklar ve kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 202 ve 218–241
- 4722 sayılı Yürürlük Kanunu, m. 10
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 146 ve 153
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Somut olayın belgeleri, koşulları ve uygulanacak mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.